Filme Dair

Yüzleşme

Yüzleşme (“Grâce à Dieu” ) Filmine Dair... Çeviri karşılığı ise, Kardinalin sarfetttiği acı söz. "Tanrı'nın Lütfu"... François Ozon'un yönettiği, gerçek bir olaydan yola çıkan; 1990’lı yıllarda Fransa’nın Lyon kentinde, rahip tarafından 70 çocuğa cinsel tacizde bulunulmasını ve bu durumun ortaya çıkartılma-yargıya taşıma sürecini anlatan film; kendisini taciz eden rahibin hala çocuklarla çalıştığını ve kiliseden uyarı bile almadığını öğrenen bir babanın, kendi çocuklarını ve tüm çocukları korumak adına kiliseye yaşadıklarını anlatan bir dilekçe yazmasıyla başlar. Kilise ile yapılan yazışma ve görüşmelerde sonuç alamayacağını anlayınca da süreci yargıya taşır. Bu olay, zincir bir şekilde başka kurbanların da varlığını ortaya çıkarır ve biraraya gelen “suskun”, “susturulmuş” ruhlar; kendi anılarının da yüzeye çıkmasıyla “suskunluğun yükü”nden kurtulmaya karar verirler ve pedofili vakasını medyaya da taşırlar. Pedofili vakalarına kurbanların açısından bakarken görülür ki; *Tacize uğradıktan sonra hiçbir zaman normal bir hayat yaşayamamışlardır; hatta aralarında intihar edenleri de vardır. *Yaşanan olay/suç, aradan yirmi yıl geçince zaman aşımı nedeniyle sorgulanamayacaktır. *Kardinal kendisine yapılan başvuruları dinlemiş ama çözüme yönelik bir adım atmamıştır. Hatta susmuştur ve olayın üzerini örtmeyi tercih etmiştir. *Bu arada pedofil rahip çocuklara eğitiminde; İncil’deki ‘çocukları seviniz’ sözünü özellikle kullanıp, "sevgisini!" "tanrılaştırmaya" devam ederken; Kardinalin ‘pedofili’ sözcüğünü duymaya bile tahammülü yoktur. Dünün çocukları, yetişkin olup haklarını aramaya ve başlarını korumaya çalışırken tabii ki her mağdur sesini çıkaramayacaktır. Karşılarında “çok güçlü ve köklü bir kurum” vardır. ve bu kuruma bağlı bir çok insan... Bu bağlı insanlar onların müşterileridir, komşusudur,işverenedir kısacası karşılaştığı herkestir. Hatta kendilerine bile olayı maskeleyecek cümleleri vardır. Zaten çocukken yaşanmış bir olaydır, geçmiş geçmiştir şimdi ortamı bulandırmaya ne gerek vardır. Zaten belki de yanlış anlamıştır. Yönetmen Ozon’un cevaplar vermekten ziyade bolca soru sorarak çocukların travmalarıyla nasıl yaşamaya çalıştıklarını bizlere gösterdiği filmin sonunda; tacize uğrayan adamın oğlunun, babasına yönelttiği "Tanrı’ya inanıyor musun?" sorusu vardır. Soru, cevapsız kalır. Tanrısına artık inanmaz ama "din"ini de bırakmaz. Belki de cevap; alıştıklarımızı, konfor alanımızı korumak, her şeyin önüne geçerse; kişinin kendine ait, çabasını vereceği bir değer duygusunun bile kalmayacağıdır.

Ask about this photograph ↗
Filme Dair
An imagined setting. Framing and scale are illustrative.