Elçi

Elçi

Hz. Muhammed / Allah'ın Elçisi filmine dair...

Şekilsel şeylerin öz’ün önüne geçmesiyle Hz.Muhammed; üstün insan yerine, insanüstü olarak değerlendirilmiş; bir fanusun içerisine kapatılarak tanrısal bir toteme dönüştürülmüş; gerçekliğin dışında bir yerde konumlandırılmış ve esas bağlamından kopartılmış.

Kesik kesik - birbirine bağlayamadıkları -bir de bazı yerlerde ekledikleri hikayelerle, yüceleştirme çabasına kurban edilmiş bir emek seyrettim. Kendilerini onun savunucusu ilan ederek, şov yapmak isterken bir de konuyu çarpıtmışlar.

Bu tarz yaklaşımlara Nebi'nin cevabı; çok önceden verdirilmişti... “Ya Muhammed! Seni aşırı öven o ikiyüzlülere; -Ben sadece Rabbime dua ederim ve O’ndan başka hiç kimseyi anmam / O’na şirk koşup ilahi bir yardım istemem- “ ( Cinn, 20 ) “-Ve beni Allah’tan çok övmeye kalkmayın. Çünkü ben kendiliğimden size ne bir zarar, ne de bir yarar verme gücüne sahibim-“ ( Cinn, 21 )

Peygamberlere dair toplumlarda olan mucize beklentisine cevap ise yine Kuran-ı Kerim’den... “Bu kitabı senin aracılığınla indirmiş olmamız ve kendilerine tebliğ etmen; bir mucize olarak onlara yetmez mi?” (Ankebub, 51)

Filme dair tek beğendiğim sahne; mesaj alanı olarak kullandıkları son sahne... İran yapımı bir filmden bu mesaj seçimlerini duymak; insanlık adına hala umutlandırıcı...