Gölge

Gölge

Güneş Tanrısı Utu’ya, ölümsüzlük arayışında, Gılgamış’ın sorduğu bir soru vardır. Daha doğrusu yakarışı… “Ben de mi duvarın ötesinden bakacağım? Kaderim böyle mi olacak?” Utu’nun (Samaş) Gılgamış’a verdiği yanıt ise bir öğüttür. “Tanrılar insanoğlunu yarattıklarında ölümü insanoğluna verdiler.

Yaşamı kendilerine sakladılar. Bu senin kaderindir.

Hala yaşıyorken yaptığın şeyler, değiştirilebilip etkide bulunacağın şeyler ise senin kısmetindir.

Tadını çıkar ve kısmetinden alabileceğine bak.

Karnını doyur Gılgamış;

Gündüz ve gece eğlen, mutlu ol!

Her bir gün, bir mutluluk düğünü yap;

Gündüz ve gece, dans et ve çal!

Giysilerin parıldasın tertemiz,

Başın yıkansın, suda yıkan.

Elini tutan ufaklıkla ilgilen,

Eşin senden memnun olsun,

Budur insanoğlunun kısmeti…” Buna Delfi tapınaklarından bildiğimiz tavsiye olarak da bakabiliriz. “Kendini Tanı.” Bu yazının ardından bakınca ise “Haddini bil” anlamı da içeriyor belki :) Ezoterizmde bir deyiş vardır. “Ayırt edebilme yetisi, yol üzerindeki ilk erdemdir.” Kendimizi ister, yaratılmış bir laboratuvar ürünü olarak görelim, istersek alemlerin yaratılış sebebi; haddini bilerek kendini tanımak sorumluluğumuz…

Hayatımızdaki öğretmenler, meyvelerinden tanınır da; kişinin de meyvelerine, diline bakılmaz mı? Kim olmaya çalıştığını arkadaşlarına bakarak, kim olduğunu da kalbine/diline bakarak bilirsen; her birimizin içinde barınan öğrenci ile öğretmenin aynı şekilde ‘gölge’ olduğunu da bilirsin.

Kalbimize sağlık, varlığımıza kabulleniş dileyerek; büyük rehbere saygılarımla… “Cesette bir et parçası vardır ki; eğer o organ iyi ise/sağlamsa bedenin her tarafı iyidir/sağlamdır. O organ bozulmuşsa, cesrdin tamamı bozulmuştur. Dikkat edin, o kalptir.” Hz.Muhammed