Filme Dair

Mother

Mother! Filmine dair

Oscar ödüllü oyuncu Jennifer Lawrence ile Javier Bardem'in başrollerde yer aldığı, Darren Aronofsky'nin yönetmenliğini üstlendiği film, yazıktır ki, korku filmi olarak tanıtılmış. Seyretmesi zor bir film, kabul ediyorum ama sizi korkutan sizde yarattığı duygusal gerilim. Hele ki bazı sahnelerde “bitsin artık” bile dedim. Toplumsal gerçekliğimizi dair kurgulanan sahneler ise çok rahatsız ediciydi. Yaratılış ayetleriyle başlayıp Vahiy ayetleriyle devam eden filmde, İncil’de geçen tüm hikayeler var: Adem’le Havva, Kardeş kavgası-Kabil’in Habil’i öldürmesi, Nuh Tufanı, İsa’nın doğumu ve ölümü… Film’i anlamak adına, kitapları da okumak gerek yani :) Kozmik planda aktarılan 7’li bir zincir yapısı vardır. Bu zinciri ve durduğumuz yeri göstermek adına, şimdi gözünüzün önünde bir V harfi getirin. Zincir, V harfinin sol üstünden Ateş ile başlar, Hava-Su-Toprak olarak V harfinin tam ortasına gelir. Sağ üste ise, V harfinin ortasından Toprak-Su-Hava-Ateş olarak devam eder ve yaşamın bir zinciri tamamlanmış olur. Ve film ATEŞler içinde açılır… Ateşin canlı, belirsiz, kontrol dışı özelliği, zihnin kavrayabileceği HAVA alemi formu ile bir EV’i yenilemeye ve evin içinde beliren eşyalarla duygu yüklü SU alemine devam eder. Sahne, bir yatak odasına ilerleyerek yaşamın somut haline, TOPRAK’a dönüşür. Başak burcu Kadın uyanır, eşine seslenir, “Bebeğim…” ve hikaye başlar.

Cennet gibi bir yerde, herkesten uzak yaşayan bir çift, evleri restorasyon halinde. Evi restore eden aslında kadın, kendi çabasıyla bir şeyler yapmaya çalışıyor, adama ise ilham gelmesini bekliyoruz çünkü kendisi başta bir “yazar”. Ve bir gün eve bir yabancı gelir. Çiftin evini pansiyon bilmektedir, kalacak bir yer lazımdır. Yazar, kadının adına da karar vererek yabancıyı eve misafir eder. Yabancının çantasında, çakmağında hep aynı sembol vardır. Başak’ın zıttı, Balık Burcu sembolü… Bilinir ki; Hristiyanlığın da sembolüdür hatta semboller o kadar yaygındır ki, balık dini olarak da tanınmıştır. İleriki sahnelerde de zaten anlaşılır ki, yabancı tesadüfen gelmemiştir, “yazar”ı seçmiştir ya da “seçilen”e gönderilmiştir.

Toprak’ta yaşanan somut formu hep Kadın’ın gözüyle gördüğümüz filmde kamera sürekli Kadın’ı takip eder. Kadın evin bir odasındayken, Yabancının ve daha sonra yabancının eşinin de gelmesiyle, başka odalarda mutlaka bir şeyler olmaktadır. Diğer odalarda yaşananlar, izleyici için sadece duyma ve “ne oldu” merakı yaşatmakta; yaşanan olayları görebilmemiz için mutlaka kadının o odaya gitmesi gerekmektedir. Bilgi temsil eden toprak Kadın, her şeyi düzeltmek isterken, uyarır, müdahale eder, incinir, hisseder, hissedişi ile tepki verir ve tepki verdiği noktada bir yaşam formu daha başlar. Bebekleri… Kadın hamile kalır. SU formunda devam eden bu hal, Yazar’ı “Şair” formuna taşıyan bir ilham sürecini de başlatır.

Kadının bilgisiyle, Adamı bilgeliğe sürükleyen hamilelik sürecinde yazılan kitap, yayınlanmasıyla, kitleleri kendinden geçiren bir hale de dönüştürür. Aslolan bilgi değil, bilgiyi paylaşan kişi olur ve olaylar şekil de değiştirerek, çığrından çıkar. Toprak Kadın tekrar sancısıyla tepki verdiğinde “yazar”ın “şair”liği yerini bulur. Bence, başta Hz.İsa formunda olan Adam, bebeğin doğumuyla Tanrılaşır. Kitleler, Tanrı’nın oğlunu “sevgi”siyle parçalarken; Kadın, affedemez, “öfkesinden ölür”. Ve ortalığı ALEVleriyle sarar. Kadınla başlayan Yaşam, kadınla son bulur.

Her alem bir öncekinin ve bir sonrakinin daha yoğun potansiyel barındıran yansımasıdır. Evrimin özü birleşmedir. Birleştirici prensiplerin en büyüğü olan Sevgi; tüm planlarda, tüm yansımalarıyla Logos'un 'Bir' oluşunun sembolüdür. Semavi planda İlahi Aşk olarak Hristiyanlık adıyla yoluna devam eden Evrimin “Bir”liği; Kozmik planda İlahi Kudret’e ulaşmak için – günümüz algısıyla- İslam adıyla bayrağı devralır. “Yaratan hiç yaratmayan gibi midir,artık öğüt alıp düşünmez misiniz? (Nahl 17)” Evrim’de geriye düşüş yoktur tesellisi ile İnsanlık için filmde hikaye yeniden başlar… “Bebeğim..."